4 Aralık 2022

Bildiri

Din Dilinin Türkçeleştirilmesi ve Yesevî Hikmetleri   Din kelimesinin anlamı sözcüklerde çok farklı karşılıklarla kaydedilmiş olsa da genel kabul ile alışkanlık, âdet, ödül, ceza, insanın Allah’a, kendi nefsine ve insanlığa karşı mükellef olduğu görevlerin tamamı, Hak Teâlâ dergâhına kulluk edasına vesile olan ibadetler olarak tanımlanmıştır.[1] Bu tanıma göre din, Tanrı ile insanlar arasındaki ilişkinin düzenlenmesi […]


Din Dilinin Türkçeleştirilmesi ve Yesevî Hikmetleri

 

Din kelimesinin anlamı sözcüklerde çok farklı karşılıklarla kaydedilmiş olsa da genel kabul ile alışkanlık, âdet, ödül, ceza, insanın Allah’a, kendi nefsine ve insanlığa karşı mükellef olduğu görevlerin tamamı, Hak Teâlâ dergâhına kulluk edasına vesile olan ibadetler olarak tanımlanmıştır.[1] Bu tanıma göre din, Tanrı ile insanlar arasındaki ilişkinin düzenlenmesi noktasında işlev görecek bir iletişime ihtiyaç duyar ki, bu da “din dili” olarak kavramlaştırılmıştır. Müslümanların kutsal kitabının birçok âyetinde “Kur’ân’ın insanların akledip anlaşılması için” indirildiği bildirilmiştir.[2] Bu âyetlerde bunu sağlayacak aracın vahye muhatap olan toplumun dili olan Arapça olduğu da vurgulanır.[3]

Dünyanın Türkçe konuşan insanlarına İslâm’ı anlatmak hedefini gözeten Pîr-Türkistan Hoca Ahmed Yesevî’de hikmetlerinde bu ilahî yöntemi esas alarak Türkçe seslenmeyi tercih etmiştir. Bunun en açık şekilde belirtildiği hikmet satırları şöyledir[4]:

71

Hoş görmemekte âlimler sizin dediğiniz Türkçe’yi

Âriflerden işitsen açar gönül ülkesini.

 

Ayet hadis anlamı Türkçe olsa uygundur

Anlamına yetenler yere koyar börkünü.

 

Kadı, müftü, mollalar şeriatın yolunu,

Ârif âşık almıştır tarikatın yolunu.

 

Amel işleyen âlimler dinimizin çırağı,

Burak biner mahşerde eğri koyar börkünü.

 

Amel eylese âlimler dini ve ayın aydınlığı

Görse olur onların görklü yüzünün rengi.

 

Amel işlemeyip “zâhir” ilmini bilmeyip kalanlar,

Arkasına yükler kırk eşeğin yükünü.

 

Hocayım deyip laf vurma bu dünya dayanıksız

Biliyorum diye söylemesin gönüldeki çirkini.

 

Yol göstericidir Hoca Ahmed marifetin gülistanı

Sözler sözü gerçek açar gönül ülkesini.

 

Miskin, zayıf Hoca Ahmed yedi ceddine rahmet,

Farsça dilini bilerek güzel söylemekte Türkçe’yi.

Yesevî hikmetlerinde Türkçe’nin tercihi genel olarak bu hikmetteki “ayetler ve hadislerin anlaşılması” ifadesi ile vurgulanırken bunun dönemin bilim insanları tarafından hoş görülmediğinin ifade edilmesi de önemlidir. Hikmetin son beytinde Ahmed Yesevî’nin dönemin Mâverâünnehri’nde yüksek öğrenim dili olan Farsça’yı bildiğini vurgulaması da dikkat çekicidir.

Hikmetlerdeki Türkçe Terminoloji

Din bilgini Cavit Sunar, insanların “Kavramlarla düşünüp, kelimelerle konuşup anlaştığını” ifade etmiştir. Bu nedenle Yesevî hikmetlerindeki kavramlaştırmaların anlaşılması, Hoca Ahmed Yesevî’nin düşünce dünyasının anlaşılması için kullandığı kavramlara dikkat edilmesini gerektirmektedir.[5] Hikmetlerde kullanılan bütün kavramların sunulması bu bildiri hacmini zorlayacağı için sadece “yaratıcı irade” anlamında Tanrı,  eskatoloji yönünden cennet/cehennem düalitesini taşıyan uçmak/tamu kavramlarını ele alacağım.

Yesevî Hikmetlerinde “Tengri” Kullanımı

“Tengri” kelimesi ve benzerleri Türkler arasında “ilahî düzen ve bu düzeni yaratıp, sürdüren  ‘yüce kudret’ anlamında kullanıldığını göstermiştir. Türklerin ‘Tengri’ anlayışı, hiçbir şey yaratabilemeyen ve zaten kendileri de -önce kavram olarak sonrasında da somut nesneler olarak- yaratılmış olan putlara benzer bir karşılığa sahip olmamıştır. İslâmi terminolojideki Allah kavramının karşılığı olarak ‘Tengri’; ilk ve ilahi başlangıcı bildirir, âlemdeki her şey O’na bağlıdır ve bir şekilde O’ndan bir eser taşır.

Hoca Ahmed Yesevi’nin Divân-ı Hikmet’in orijinal metninde yer alan ‘Tengri’ kelimesinin geçtiği hikmetler aşağıda bir arada gösterilmektedir. Burada önemli olan bir nokta da, aynı satırda bazen ‘Allah’a işaret eden Arapça ve Farsça isim ve sıfatların yanında ‘Tengri’ kelimesinin birlikte kullanılmış olmasıdır. Yine benzer şekilde “Allah’ın güzel isimleri” diye bilinen Kur’an’daki isimlere karşılık kullanılan “Bir”, “Var”, “İge” gibi kavramlardır. Bu kavramları da birkaç örnek ile vereceğim.

8

Ümmetlerim yazukların her Cum’a keç

Alıb kelgey ya Muhammed sen munı çeç

Ta ki yığlab secde eyley Tengri’ge keç

Mustafa’ga matem tutub kirdim mena

 

11

Essiz Mansur harlık birle boldı eda

Bir söz birle yaranlardın boldı cüda

Hali dilin heçkim bilmes Tengrim güvah

Kanlar yutup men hem güvah boldım mena

 

26

Vaderiğa mahşer küni zahir bolsa

Tengri özi kadı bolub nazır bolsa

Yaman işim kılmışlarım hazır bolsa

Ne yüz birle Hazret’ige barğum mena

 

37

Tengri Teâlâ sözin Resulullâh sünnetin

İnanmağan ümmetin ümmet demes Muhammed

 

65

Her subh-dem boynum kısıb “Rabbi” desem

Rabbim meni murâdımnı berer mukin?

Kanlar töküb közlerimdin zâr ingresem

Tengrim meni hâl-i dilim sorar mukin?

 

66

Tağdın ağır isyanım bar ötey desem

Günahım köp yerge sığmas tapay desem

Başım alıb biyâbânlar ketey desem

Rahmân Tengrim günahımdın öter mukin?

 

75

Gafillikde yürüdin sen it dek kezip

Tening yatur tar lahidde asru şişip

İş kılmadıng sen Tengri’ge kögsin teşip

Sorar bolsa men kul anda ne kılğaymen?

 

83

Âlim uldur hişt yastanıb tahsil kılsa

Keçe kündüz Tengri’sige zâri kılsa

“Fel yedhakü” ayetini tefsir kılsa

Andağ alim, alim bolur dostlarım a

“Ve’l yebkü kesiran” deb Tengri aydı

Ma’na okgan alim tınmay yığlab erdi

Yığlay yığlay közleri a’ma boldu

Andağ alim, alim bolur dostlarım a

 

86

Kul Hâce Ahmed âşık bolsang cânıng küysün

Sıdkıng birle Allah de gil Tengri bilsün

Duâ kılğıl mü’min kullar dünyâ koysun

Dünyâ koyğân âhiretka yeter dostlar

 

95

Köz yaşıngnı derya kılğıl rahmı kelsin

Garib bolub yolda yatgıl kolung alsın

Pinhan yürüb tâat kılğıl Tengri bilsin

Hakk cemâlin körsetmese damen bolay

Allah teyu fena bolgıl bağrıng küysün

Tünler kobub taat kılgıl Tengri süysün

Andın songra has buzruklar nazar kılsun

Hakk cemalin körsetmese darnen bolay

 

102

Âşık bolup hikmet aytdı Kul Hâce Ahmed

Sıdkı birle işitkenge yüz ming rahmet

İmân atâ kılğay Tengrim tâc u devlet

Âşık dilin safâ kılıp yürür bolğay

 

112

Zahid, abid, has kullardın ulemânı

Alıb kelgey dergahığa uşbularnı

Tengrim aytgay “Ya Muhammed asi kanı?”

“Asi layık emes” deban aytar ermiş

 

133

Derviş bolsang tâat kılğıl kılma riyâ

Her gûşede tâat kılğıl Tengrim güvâh

Yalğan derviş kayda barsa zevk ü da’vâ

Adil pâdşah tâatların isyân kılur

 

142

Ümmet üçün Resûl dâim kayğu yedi

Tilep ümmet günâhını Hakdın aldı

Keçe kündüz kâim turdı Tengrim bildi

Tilde ümmetmen der dilde yalğan erür.

“Bir” , “Bar” ve “İge”

Yesevî hikmetlerinde Allah’ın sıfatlarından “Bir” ve “Var” oluş ile Mâlik anlamındaki “İge” kavramının birlikte kullanıldığı bir hikmet kıtasını sunalım.

 

 

 

 

 

 

 

[1] Sunar, C. “Din Nedir”. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 10 (1962): 65-70

[2] Bir örnek olarak Zuhruf Sûresi: 2-3. Ayet: “Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.”

[3] Bkz: Yusuf Sûresi 2. Ayet, Fussilet Sûresi 44. Ayet.

[4] Hikmetlerden alıntılar verilirken kullanılan sayılar tarafımdan hazırlanan ve Türkiye Diyanet Vakfı yayınları arasında yayınlanan Divân-ı Hikmet neşrindeki hikmetlerin sıra numaralarını göstermektedir. Yesevî, Divân-ı Hikmet, 71. Hikmet, TDV Yay. (11. Baskı), 2022, Ankara

[5] Bice, H. Divân-ı Hikmet’in Kavram Haritası. KDY Yay. 2020, İstanbul, s.68-70.

Paylaş: